Başkandan

Kooperatifler, ortakların sahip olduğu işletmelerdir. Kooperatiflerin ne olduğunu anlatmanın en kolay yolu tek başlarına az ilerleme gösterecek veya hiçbir bir ilerleme gösteremeyecek kişilerin bir araya gelip bir pazar gücü oluşturduklarını kuruluşlardır.
Kooperatiflerin temsil örgütü ICA, kooperatifleri aşağıdaki gibi tanımlamaktadır: Ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamak amacıyla gönüllü olarak bir araya gelmiş kişilerin oluşturdukları özerk yapılarıyla ortak olarak sahiplendikleri ve demokratik şekilde yönettikleri işletmelerdir.
ICA 7 kooperatif ilkesine işaret eder;
gönüllülük ve açık ortaklık,
demokratik olarak ortakların yönetimde söz sahibi olması,
ortakların mali katılımı,
özerklik ve bağımsızlık,
eğitim, öğretim ve bilgi akışı,
kooperatifler arasında işbirliği ve toplum yararını gözetme.
Bu temel ilkelerin ilk dördünün uygulanmadığı durumlarda kooperatifler özelliklerini kaybederler; bu dört ilke ortakların kooperatifin yaptığı işler hakkında söz sahibi olmasını, kooperatifi sahiplenmesini ve kooperatiften yararlanmasını garanti altına alır.
Eğitim ilkesi ortakların daha etkin olmasını sağlarken diğer bir yandan da demokratik işleyişin ön koşulunu oluşturur.
Diğer yandan kooperatifler arasındaki işbirliği diğer kooperatiflerin ekonomik olarak zayıf hale gelmesini engellemeyi hedefleyen bir iş stratejisidir.
Son ilke olan toplum yararını gözetme ise bir kooperatif sorumluluğudur ve ICA’nın desteklediği yoksulluğun engellenmesi ve çevrenin korunması gibi sorunların önemli bir parçasını oluşturur.
Ekonomik işletmeler ve kendine yeten örgütler olarak kooperatifler ortaklarının ve bulundukları yerin yerel halkının sosyo-ekonomik durumlarının iyileşmesinde önemli bir rol oynarlar. Yıllar boyunca kooperatif işletmeleri yerel halk tarafından sahiplenilen insan merkezli iş yerleri olarak başarıyla işlemiş ve aynı zamanda sosyal örgütlenme ve uyum için katalizör görevini yerinde getirmiştir. Ortakları ve toplum açısından demokratik ve insani değerlerin üstün tutulduğu çevreye saygılı ekonomik işletmeler olmuşlardır.
Bugün dünyamız dengesiz mali yaşam; giderek artan gıda güvenliği ihtiyacı; artan adaletsizlikle; artan çevre bozulmasıyla ve hızlı iklim değişiklikleriyle karşı karşıyayken kooperatiflerin ortaya koyduğu ekonomik işletme modeli daha fazla dikkate alınmaya başlanmıştır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki kooperatif sektörü 2015 yılına kadar başarılması istenen Yeni Yüzyılın Gelişme Hedeflerinin önemli bir parçası olarak kabul edilmektedirler.
Kooperatifler özellikleri nedeniyle Yeni Yüzyılın Gelişme Hedeflerinin 2015 yılına kadar başarılması amacına önemli katkıda bulunabilirler. Kooperatifler ekonomik birlikler olduğu için fakir insanların gelirlerini artırmasına fırsat verirler. Her bir ortağın bir oy hakkına sahip oldukları demokratik yapıları nedeniyle kooperatifler insanların kendi problemlerine kendilerinin çözüm bulmasına olanak verir ve işletmenin risklerini paylaştırdıkları içinde ortaklarının mali risklerini azaltırlar.
Kooperatif girişimleri aynı zamanda dünyanın en fakir ve fırsatlara erişimi olmayan ve giderek artan ekonomik adaletsizlikten muzdarip olan en az avantajlı sosyal sınıf için önemli bir model teşkil eder. Küreselliğin adil olmayan etkileri kayıtdışı ekonomilerde giderek daha fazla hissedildikçe kayıtdışı sektörlerdeki işçiler hizmet kooperatifleri ve birlikleri kurmaya başlamışlardır.
Gelişmiş ülkelerdeki kooperatifler hükümet müdahalesine maruz kalmadan son iki yüzyıldır kendi yöntemleriyle gelişme şansına sahip olmuşlardır. Gelişme sayesinde insanların temel sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlayan ve onları hastalıktan koruyan sağlık ortaklıklarıdır. Fransa, Hollanda veya Almanya gibi devlet ve özel hizmetlerinin bir arada olduğu sistemlerde sağlık ortaklıkları hala insanların sağlık hizmetlerine erişimin temel yoludur. ABD’de en büyük sağlık hizmetlerinin çoğunluğunu tüketici kooperatifleri oluşturur.
1840larda İngiltere’de ortaya çıkan tüketici kooperatifleri bugün İtalya, İsviçre, Singapur ve Japonya’da pazarın lideri haline gelmiştir. Kooperatifler aynı zamanda İskandinav ülkelerinde ve Kanada’da da oldukça aktif çalışmaktadır. Mağaza zincirleriyle en şiddetli rekabeti yaşayan İngiliz tüketici kooperatiflerini pazar payında beşinci sırada yer almaktadır ve küçük süpermarket sektöründe üstünlüğünü korumaktadır. Geçen yüzyılın son yarısında Norveç ve İsveç’te inşa edilen yapılardan çoğu kooperatifler tarafından gerçekleştirilmiştir. Kooperatiflerin söz sahibi olduğu diğer bir alan ise kamu hizmetleridir. ABD’de 1000’den fazla elektrik kooperatifi özellikle kırsal alandaki enerji ihtiyacının yüzde 12’sini karşılamaktadır. Galler’de suyun özelleştirilmesi ilgi görmeyince kullanıcıların ortak oldukları kısmi kooperatif sistemine geri dönüş yapılmıştır.
Gelişmiş ekonomilerde diğer kooperatifler de etkin göstermektedir.
Kalkınmakta olan ülkelerdeki kooperatiflerin gelişmesi karşısında birçok zorluk bulunmaktadır. Dönüşmekte olan ülkelerde kooperatifler devletin girişimi gibi algılanmaktadır; komünist rejimin çökmesi ile beraber sanki kooperatifler de çökmüştür. Kalkınmakta olan ülkelerde ise 1950lerde ve 1960larda kooperatifler ulusal hükümetlerin desteği altında işleyişlerini sürdürmüşlerdir. Bu hükümetler kooperatifleri kendi araçları olarak görmüşler ve kontrolleri altında tuttukları ekonomilerde bir kamu kuruluşu gibi kullanmışlardı. Aynı zamanda bu hükümetler kooperatifleri kırsal nüfusa ulaşmanın bir yolu olarak görmüşlerdi.
Hükümetlerin kooperatif desteklerini sona erdirmesinden sonra birçok devlet destekli kooperatif özel sektörle rekabet edememiş ve kapanmak zorunda kalmıştır
Kooperatiflerin karşılaştıkları en büyük sorun hem hükümetlerin hem de genel kamuoyunun kooperatiflerin iş kapasiteleri hakkında bilgi sahibi olmamalarıdır. Bu sorun karşılıklı menfaatlerin yanlış tanımlanmasına da yol açmaktadır.
kooperatiflerin Pazar paylarını artırmaları kooperatiflerin tekel olarak görülmesidir. Aslında bu pazarın tüketicileri bu kooperatiflerin sahibi durumundadır
Gelişmekte olan üjkeler ve ülkemiz dahil olmak üzere Kooperatiflerin Karşı Karşıya Kaldığı Sorunlar
-kooperatiflerin işlerini geliştirmeleri için gerekli kredilere erişimlerinin olmadığını göstermiştir.
-teknik bilgi eksikliği ve yeni teknolojileri öğrenme konusundaki olanaksızlıklardır. İş ve liderlik yeteneklerinin geliştirilememesi,
-yerel pazarların dışına çıkamamak ve ticaret yapma olanakları konusunda bilgi yetersizlikleri
-hükümetlerin üzerlerinde oluşturduğu baskılar
-ortakların kendi seçtikleri yöneticiler hakkında güvensizlik duymalarına neden olabilecek başarısız iç yönetim sorunları
Kooperatiflerin karşılaştığı önemli sorunlardır.
Birleşmiş Milletler kooperatifleri desteklemektedir. Uluslararası örgütler ve kurumlar arasında kooperatiflerin önemi hakkında artan bir görüş birliği bulunmaktadır.. Dünya’nın sorunlarının cevabı kooperatifler olmayabilir ancak kooperatifler cevabın önemli bir kısmını oluştururlar. Uluslararası Kooperatif Yılı kooperatiflerinin güçlendirilmesi için uluslararası bir iradenin oluşmasına yardımcı olacak ve böylece Yeni Yüzyılın Hedeflerine ulaşılmasını ve dünyada yaşanan krizin aşılmasına yardım sağlanacaklardır.
Uluslararası Dünya Kooperatif Yılı kapsamında hükümetlerde kendi ülkelerinde faaliyet gösteren kooperatifleri desteklemek için ne yapmaları gerektiğini düşünmelidirler. Sevgilerimle.

Cemil OK
Merkez Birliği Genel Başkanı